Metro doluyor,boşalıyor.
Yerler veriliyor oturulunmuyor.
Bir durak geliyor şehrine denizleri misafir etmiş adamın durağı gibi.
Karşıda kargo şirketlerinden oluşan bir çağrı.
Gel diyorlar gidemiyor.
Kokusu bir durak ötede sanki!
Şehirler!
Kokusunu şehrine sürünüp gitmişti sanki.
Yıllar olmuş seveli
Hala kalbindeymiş sevgisi.
Son durak!
Tekrar geri dönüyor ilk durağa.
Başlangıca.

İkinci sezonu da bitirdim :(

En güzel gruplar miray ve sudeyle! @ilikeranch

En güzel gruplar miray ve sudeyle! @ilikeranch

whatifweddings:

Brian + Genevieve, Married

Nirav Patel

(via guvercincurnatasii)

Gözleriyle sanki kadına masalını anlatıyordu.
O gözlere baktığından beri her gece masallar dolduruyordu kulağını adam hakkında.

Kanepeye atılmış yalnızlığın paltosu

Yağmurlarda yapışırdı kanatları kadının,uçamazdı.

O gün ilk defa seni gördüm.
Düşün, sen dünyaya geleliberi kaç yıl geçmiş aradan.
Düşün, ne kadar çok özlemiştim seni.
Ümit Yaşar,ölmez. . (via c-aylakkadin)

(via glikokaliks)

Yalnızlık içinizdeki savaşın galipsiz gelmesidir.Kazanan çoğu zaman siz olursunuz. Fakat ne hatası varsa da karşı taraftan siz özürler dilemek ona sarılmanın ne kadar mana dolu olduğunu söylemek istersiniz!
En güzel önerim bu son şarkın olsun.

'Gözlerinin sonu gelecekti?
Şu yağan ve camıma çarpmakta olan her yağmur damlası üzerine yemin ederim sonsuzluk hep onlarda kalacak. Ne zaman yumulmaya kalksa göz kapakların avuçlarında olacak ellerim var benim.’

Insanlar doganin en buyuk hatasi!

Şehir bizleri yorduğunda kaçabilecek tek yerimiz gökyüzündeydi.

'Kahve-beyaz öğrenci!' 2.75lik yolu 1.50 a indirmenin makul yoluydu bu. Ama sorsanız cüzdanıma ne arar öğrenci kartı.
Hava kararmış tahmin ettiğim gibi. İniyoruz kahve beyazda göğsümüzü gere gere beyaz pantolonlu bir kızla aynı anda iniyoruz. Bizi bekleyen bir gökyüzü var!
Ama onun için pek öyle zannetmedim yol aldıkça. Yavaş yürüyor iki de bir durup durup benim gibi bakamıyor denize. Korkuyor belli bir şeylerden. İnsan geceden nasıl korkabilir! Gündüzler korkutur insanı asıl! Serer ne kadar pislik varsa gözlerinin önüne.
Gece,
Gece örter kötülükleri bir örtü; annemin ahşap masasındaki kırıkları gizlediği gibi gökyüzüne serilir gece.
Bundandır siyahları sevmem.
Siyah çantam,siyah pantolon ve siyah kazağım. Ya beyaz giysem?
Beyaz açığa çıkarır,kusurlaştırır.
Tanrı gözlerimin önünde uzun beyaz etekli biri.
Belki de sakalıdır buradan az bir kısmı gözüküyor olabilir.
Zaten Tanrı’nın sakalı vardır.
Düşüne düşüne denizi atlattım.
En zorlu kısım o ‘Küçük Cennet’ yazısının önünden geçerken oldu.
Gitti biliyorum.
Ama içim parçalandı!
Neden?
Mutlu olabildim mi neden gidiyorsun?
Ah Max onun geldiği gecede böyleydi hatırlasana.
Hava yumuşacık okşuyor çıplak bedenimi.
Sıcak fakat burnumu kırmızı yapacak kadar soğuk bir gece.
Çimenlerde sadece bir telefon bekleyecek saatlerce oturmuştuk dolunayda.
Gece, sümbüller çıplak ayakla toprakta geziniyor gibi mis kokuyordu.
Mutluyduk.
Güneş açtı kısa ömürlü sümbüllerimiz soldu.
Gece,tüm kusurlarımızı gizleyerek mükemmel bir hayat yaratabileceğimize inandırmıştı bizi.
Ve yine başka bir sabah gerçeğe açtım gözlerimi.
Şimdi ise beklediğim tek şey şu geleceğimdeki sokak lambasının biraz kısılması hatta kapatılması.
‘Yatağa gel sevgilim ışıkları kapatalım,üşüteceksin’

Kabul edilemez bir yalnızlık bürürken siyahlı odayı
Zaman mekanı silip hiçliğe sürüklemişti.
Kapı ağzında duran kadın hangi ekleri kullanacağını bilmiyor.
Hangi zamandayız?
Onu geçtik mi gelecek miyiz?

Çoğu zaman kurduğum cümleler bana bile saçma geliyor.

view archive



Bence de sor

Buyur Buyur